Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Bir geçici maddeyle birlikte toplam 28 maddeden oluşan Kanunla 13 ayrı kanunda değişiklik yapıldı. Düzenlemeler; hukuk, ceza ve idari yargılamadan icra satışlarına, kanuni faizden tazminat hesaplamalarına kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Kanunla miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik verildi; icra ihalelerinde teminat ve ödeme kuralları sıkılaştırıldı; noterlik belgelerinin elektronik ortamda gönderilmesinin önü açıldı. İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülecek davaların kapsamı genişletilirken bazı istinaf kararlarına karşı temyiz yolu açıldı. Kanuni faizin belirlenme yöntemi değiştirildi; vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik ortamda satılması kabul edildi. Ayrıca banka hesabını veya IBAN’ını dolandırıcılıkta kullandıranlar, DNA incelemesi sonucunda elde edilen verilerin saklanması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tazminat hesapları ve hukuk davalarındaki kanun yolları hakkında yeni düzenlemeler getirildi. Hukuk davalarında belirsiz alacak davası kaldırılırken kısmi davada talebin artırılması ve zamanaşımının kesilmesi yeniden düzenlendi.
OLUMLU KABUL EDİLEN HÜKÜMLER VE TARTIŞMALI ALANLAR
Kanunun olumlu karşılanabilecek yönleri arasında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayla sınırlandırılması, vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik ortamda satılması, gereksiz bilirkişi incelemesine başvurulmasının disiplin yaptırımına bağlanması ve bazı istinaf kararlarının temyiz incelemesine açılması bulunuyor. İşkence, eziyet ve kamu görevlilerinin görevi nedeniyle işlediği kötü muamele niteliğindeki suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilememesi de insan haklarının korunması bakımından önem taşıyor.
Buna karşılık bazı değişikliklerin uygulamada tartışma yaratması beklenebilir. Belirsiz alacak davasının kaldırılması, alacağının gerçek miktarını dava açarken bilemeyen kişiler bakımından hak kaybı riskini artırabilir. Kısmi davada daha sonra artırılan tutar için zamanaşımının ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması, zamanaşımının temel kurallarıyla uyumu yönünden tartışılabilir. Gelecekte doğacak bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarının bir bölümüne faizin karar tarihinden itibaren uygulanması, uzun süren davalarda zarar görenin aleyhine sonuç doğurabilir. DNA incelemesi sonuçlarının bazı dosyalarda 20 yıl saklanması, kişisel verilerin korunması bakımından; tek hâkimle görülecek idari davaların artırılması ise yargısal denetimin kapsamı bakımından değerlendirilmesi gereken diğer düzenlemelerdir. Hâkim-savcı yardımcılarının sözlü sınavında kullanılan bazı değerlendirme ölçütlerinin belirsizliği de tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Bu eleştiriler, TBMM Adalet Komisyonu görüşmelerine ve Komisyon raporuna da yansımıştı.
7589 SAYILI KANUN İLE GELEN YENİ DÜZENLEMELER
Yazı 7589 Sayılı torba yasadaki madde sırasına göre hazırlanmıştır.
-Miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik verilecek
İcra ve İflâs Kanunu Madde 114
Mirasçılar, kendilerine kalan bir taşınmazı paylaşamaz ve ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilirse, satış için yapılan ilk ihaleye yalnızca mirasçılar katılabilecek. Bu ihalede taşınmaz, belirlenen değerinin altında satılamayacak. İlk ihalede satış olmazsa ikinci ihale herkese açık yapılacak. Ayrıca mirasçılar da ihaleye katılmak için diğer kişiler gibi teminat yatıracak. Düzenlemeyle, miras kalan taşınmazın öncelikle aile veya mirasçılar içinde kalmasına imkân tanınması amaçlanıyor.
-Paydaşlar da ihaleye katılmak için teminat yatıracak
İcra ve İflâs Kanunu Madde 114
Bir taşınmazın veya başka bir malın birden fazla sahibi bulunabilir. Bu kişiler malın paylaşılması konusunda anlaşamazsa mahkeme malın satılmasına ve satış bedelinin paylaştırılmasına karar verebilir. Önceki uygulamada, satışa katılmak isteyen bir paydaşın mal üzerindeki payı yeterli teminat olarak kabul edilebiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu kolaylık kaldırıldı. Artık ortak malın satışına katılmak isteyen paydaşlar da diğer katılımcılar gibi teminat yatırmak zorunda olacak.
-İhale bedelini yatırmayan kişinin teminatı iade edilmeyecek ve para cezası verilecek
İcra ve İflâs Kanunu Madde 114
İhalede en yüksek teklifi veren kişi, ihale bedelini süresinde ödemezse yatırdığı teminat iade edilmeyecek. Teminattan öncelikle satış için yapılan giderler karşılanacak. Kalan tutar, icra dosyalarında alacaklılara; ortaklığın giderilmesi amacıyla yapılan satışlarda ise diğer paydaşlara dağıtılacak. İhale bedelini ödemeyen kişi satışa konu malın paydaşlarından biriyse yatırdığı teminatın tamamı diğer paydaşlara verilecek. İhale bedelini yatırmayan kişi satış isteyen alacaklıysa, muhammen bedelin yüzde onu kendi alacağından mahsup edilecek ve satış için yapılan masraflar borçluya yüklenemeyecek. Bu kişiye ayrıca teklif ettiği bedelin yüzde beşi kadar idari para cezası verilecek. Cezaya icra dairesi veya satış memuru karar verecek. Düzenleme, gerçek bir satın alma iradesi bulunmadan teklif verilmesinin ve satışların gereksiz yere tekrarlanmasının önlenmesini amaçlıyor.
-Noterlik belgeleri elektronik ortamda gönderilebilecek
Noterlik Kanunu Madde 55
Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları ve yetkili kamu kurumları bir noterlik belgesinin aslını veya onaylı örneğini isteyebilecek. Belgenin aslının istenmesi hâlinde noter, belgenin onaylı bir örneğini noterlikte saklayarak aslını ilgili makama gönderecek. Yalnızca onaylı örneğin istenmesi durumunda ise belge taranacak, güvenli elektronik imzayla onaylanacak ve elektronik ortamda gönderilecek. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı durumlarda belge fiziki olarak iletilebilecek. Posta ve belirli yol giderleri dışında bu işlem nedeniyle harç, vergi veya başka bir ücret alınmayacak.
-Danıştay’ın daire sayısının azaltılması için verilen süre uzatıldı
Danıştay Kanunu Geçici Madde 27
Danıştay’daki daire sayısının azaltılması için daha önce belirlenen süre dört yıl uzatıldı. Buna göre 23 Temmuz 2026’da sona erecek geçiş dönemi 23 Temmuz 2030’a kadar devam edecek. Bu süre içinde Danıştay’da boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmesine ilişkin uygulama da yapılmayacak. Düzenleme, 23 Temmuz 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
-İdare mahkemelerinde daha fazla dava tek hâkim tarafından görülecek
Bölge İdare Mahkemeleri Kanunu Madde 7
İdare ve vergi mahkemelerinde davalar, konusuna ve parasal değerine göre tek hâkim veya üç hâkimden oluşan kurul tarafından görülebiliyor. Yeni düzenleme, tek hâkimin karar verebileceği davaların kapsamını genişletti.
Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, konusu 486 bin TL’yi aşmayan iptal ve tazminat davaları tek hâkim tarafından karara bağlanacak. Vergi mahkemelerinde de aynı parasal sınırı aşmayan davalar tek hâkimle görülecek.
Öğrencilerin sınıf geçme, not, yurt, kredi, burs ve bazı disiplin işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezaları; meslek kuruluşlarının mesleki faaliyeti engellemeyen disiplin cezaları ile 65 yaş aylığına ilişkin uyuşmazlıklar da tek hâkim tarafından karara bağlanacak.
Tek hâkim uygulaması davaların daha hızlı sonuçlandırılmasını sağlayabilir. Bununla birlikte üç hâkim tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmenin sağladığı güvenceyi azaltabileceği yönünden de tartışmaya açıktır. Yeni kurallar, 31 Temmuz 2026’dan sonra açılan davalarda uygulanacak.
-Bölge idare mahkemesinin dosyayı geri gönderebileceği durumlar sınırlandırıldı
İdari Yargılama Usulü Kanunu Madde 45
İlk derece idare veya vergi mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf başvurularını bölge idare mahkemeleri inceliyor.
Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucu doğru, gerekçesini ise yanlış veya eksik bulursa kararı kaldırmak yerine gerekçeyi düzelterek istinaf başvurusunu reddedebilecek. Karardaki basit maddi hatalar da bölge idare mahkemesi tarafından düzeltilebilecek.
Dosya; yanlış mahkemenin karar vermesi, hâkimin davaya bakmasının yasak olması, davanın yanlış kişiye yöneltilmesi, taleplerden biri hakkında karar verilmemesi veya yapılması zorunlu olan duruşma, keşif ya da bilirkişi incelemesinin yapılmaması gibi durumlarda ilk derece mahkemesine geri gönderilebilecek. Kanunda sayılan bu durumlar dışında dosyanın geri gönderilmesine karar verilemeyecek.
-Bazı idari davalarda temyiz yolu açıldı
İdari Yargılama Usulü Kanunu Madde 46
Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak dava hakkında yeni bir karar verirse bu karara karşı bazı durumlarda Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilecek. Temyiz süresi, kararın taraflara bildirilmesinden itibaren 30 gün olacak.
Ancak tek hâkim tarafından görülen davalar, yabancılar ve uluslararası koruma mevzuatından doğan uyuşmazlıklar, taşınmazlara yapılan müdahalenin önlenmesine ilişkin bazı davalar ve yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama giderleri hakkında verilen kararlar temyiz edilemeyecek.
Düzenleme bazı davalarda Danıştay denetimini genişletiyor. Buna karşılık sınır dışı etme ve uluslararası koruma gibi kişilerin temel haklarını doğrudan ilgilendiren uyuşmazlıkların kapsam dışında bırakılması tartışmaya açıktır. Yeni kural, 31 Temmuz 2026’dan sonra bölge idare mahkemeleri tarafından verilen kararlar hakkında uygulanacak.
-Adli Tıp Kurumundaki bazı görevlere dört yıllık görev süresi getirildi
Adli Tıp Kurumu Kanunu Madde 26
Adli tıp ihtisas kurullarının başkan ve üyeliğine atanacak kişilerin tıp veya diş hekimliği alanında uzmanlık belgesine ya da ilgili alanda doktora derecesine sahip olması gerekecek.
Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri, adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanları dört yıl süreyle görev yapacak. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte dört yılını doldurmuş kişilerin görevleri sona erecek. Ancak yeni atama yapılıncaya kadar mevcut görevliler görevlerini sürdürecek.
-Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav sistemi yeniden düzenlendi
Hâkimler ve Savcılar Kanunu Madde 10
Hâkim ve savcı yardımcılarına verilecek eğitimlerin içeriği kanunda ayrıntılı olarak belirlendi. Eğitimlerde hukuk bilgisinin yanı sıra duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, insan hakları hukuku, uluslararası sözleşmeler ve kişisel gelişim konuları da yer alacak.
Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulacak. Sözlü sınavda ise adayın hukuk bilgisi, mesleki yeterliliği, hukuki sorunları kavrama ve çözme yeteneği, Türkçeyi kullanma becerisi, özgüveni, temsil kabiliyeti, genel kültürü ve davranışlarının mesleğe uygunluğu değerlendirilecek.
“Davranışların mesleğe uygunluğu” gibi yoruma açık ölçütlerin sözlü sınavda kullanılması, değerlendirmelerin nesnelliği bakımından tartışma yaratabilir.
-Gereksiz bilirkişi incelemesi disiplin yaptırımına bağlandı
Hâkimler ve Savcılar Kanunu Madde 63
Bir uyuşmazlık yalnızca hukuki bilgiyle çözülebiliyorsa bilirkişiye başvurulmaması gerekir. Buna rağmen bilirkişi görevlendiren hâkim ve savcılar hakkında uyarma cezası verilebilecek.
Bilirkişi, hâkimin yerine geçerek hukuki değerlendirme yapmak için değil; tıp, mühendislik, muhasebe veya benzeri özel ve teknik bilgi gerektiren konularda görüş bildirmek için görevlendirilebilir. Düzenlemeyle gereksiz bilirkişi incelemelerinin ve bu nedenle yargılamada yaşanan gecikmelerin azaltılması amaçlanıyor.
-Kanuni faizin belirlenme yöntemi değişti
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun Madde 1
Taraflar bir sözleşmede uygulanacak faiz oranını belirlememişse kanuni faiz uygulanıyor. Yeni düzenlemeyle kanuni faiz sabit bir oran olmaktan çıkarıldı ve Merkez Bankasının reeskont oranına bağlandı.
Kanuni faiz, Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanacak. Reeskont oranı 30 Haziran tarihinde en az beş puan değişmişse yılın ikinci yarısında yeni oran esas alınacak.
Bu yöntemle kanuni faizin ekonomik koşullara göre değişmesi sağlanıyor. Ancak reeskont oranının enflasyonun veya alacaklının gerçek kaybının altında kalması hâlinde kanuni faizin zararı tamamen karşılayıp karşılamadığı tartışılmaya devam edecektir.
-Vesayet altındaki kişilerin taşınır malları elektronik ortamda satılacak
Türk Medeni Kanunu Madde 440
Vesayet altında bulunan kişilere ait taşınır malların satılması gerekiyorsa satış, vesayet makamının vereceği talimat doğrultusunda UYAP’a bağlı elektronik satış portalında yapılacak. Böylece satışa daha fazla kişinin katılması ve malın piyasa değerine daha yakın bir bedelle satılması amaçlanıyor. Düzenleme 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
-Vesayet altındaki kişilerin taşınmazları elektronik ortamda satılacak
Türk Medeni Kanunu Madde 444
Vesayet altındaki kişilere ait ev, arsa veya arazi gibi taşınmazların satışı da UYAP’a bağlı elektronik satış portalında açık artırmayla yapılacak. Satışın tamamlanabilmesi için vesayet makamının ihaleyi onaylaması gerekecek. Onay kararının ihale tarihinden itibaren on gün içinde verilmesi zorunlu olacak. Bu düzenleme de 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
-IBAN’ını dolandırıcılıkta kullandıran kişiye ceza indirimi uygulanabilecek
Türk Ceza Kanunu Madde 158
Banka hesabı veya IBAN bilgilerini başkasına kullandırmak suç olmaktan çıkarılmadı. Yeni düzenleme yalnızca dolandırıcılık suçuna katılımı hesabını, kartını veya gerekli hesap bilgilerini başkasına vermekle sınırlı kalan kişiler için ceza indirimi getiriyor.
Bu koşulların bulunması hâlinde mahkeme verilecek cezayı yarı oranında indirecek. Düzenleme banka hesaplarının yanı sıra kredi kartları, ödeme kuruluşlarındaki hesaplar, yatırım hesapları ve kripto varlık hesapları bakımından da uygulanabilecek.
Dolandırıcılığı planlayan, mağdurla görüşen, para transferlerini yöneten veya suçun işlenmesine başka biçimlerde katılan kişiler bu indirimden yalnızca hesap kullandırdıkları gerekçesiyle yararlanamayacak. Bu nedenle düzenleme genel bir “IBAN affı” anlamına gelmiyor.
-DNA incelemesi sonucunda elde edilen veriler 20 yıla kadar saklanabilecek
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 80
Ceza soruşturmalarında yapılan moleküler genetik incelemeler sonucunda elde edilen DNA bilgileri, kişinin adı ve kimlik bilgileri çıkarılarak özel bir sisteme kaydedilecek. Verilerin bir örneği de delil olarak soruşturma veya dava dosyasında saklanacak.
Soruşturma sonunda dava açılmaması, beraat kararı verilmesi veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hâlinde bilgiler silinecek. Diğer durumlarda ise veriler, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl saklanabilecek.
Kişi, verilerin saklanma amacının ortadan kalktığını veya silinmesini gerektiren haklı bir neden bulunduğunu ileri sürerek hâkimden ya da mahkemeden erken silme talebinde bulunabilecek.
Bu veriler başka bir soruşturma veya davada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısının kararıyla kullanılabilecek. DNA verilerinin son derece hassas kişisel veriler olması nedeniyle 20 yıllık saklama süresinin ölçülülüğü ve verilerin güvenliği önem taşıyor.
-Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yeniden düzenlendi
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 231
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa verilen cezanın belirli şartlarla açıklanmaması ve sanığın denetim süresine tabi tutulması anlamına geliyor. İki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde mahkeme HAGB kararı verebilecek. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması ve suç nedeniyle doğan zararın giderilmesi gerekecek. Sanık zararı hemen karşılayamıyorsa zararın denetim süresi içinde taksitlerle ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilecek. Sanık beş yıl süreyle denetlenecek. Bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklerine uyarsa açıklanması ertelenen hüküm kaldırılacak ve dava düşecek. HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Üst mahkeme hem yargılamanın usulünü hem de kararın esasını inceleyebilecek.
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve kötü muamele sayılan suçlarda HAGB kararı verilemeyecek. HAGB düzenlemesinde tek değişen CMK madde 231 fıkra 14 oldu.

-Kaçak sanığa yeniden yargılanma talep etme hakkı verildi
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 247
Hakkındaki yargılamadan kaçan sanık hakkında dava devam edebilecek. Ancak sanığın daha önce mahkeme tarafından sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek. Mahkeme kaçak sanık hakkında bir güvenlik tedbirine karar verirse sanık veya avukatı, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini isteyebilecek.
-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi üç aya çıkarıldı
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 308
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz edebiliyor. Önceki düzenlemede 30 gün olan itiraz süresi üç aya çıkarıldı.
Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre sınırı bulunmayacak. Sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişiler, davaya katılan mağdur veya suçtan zarar gören kişiler de Başsavcılıktan itiraz edilmesini isteyebilecek. Yeni üç aylık süre, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalarda uygulanacak.
-Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz hesabı değişti
Türk Borçlar Kanunu Madde 55
Bir kişinin yaralanması nedeniyle çalışma gücünü kaybetmesi veya ölümü nedeniyle yakınlarının maddi destekten yoksun kalması durumunda tazminat hesabı yapılırken geçmiş ve gelecek dönemler ayrı değerlendirilecek.
Zarar gören kişinin veya ölen kişinin kazancının bilindiği geçmiş dönem için hesaplanan tazminata, olay tarihinden itibaren faiz uygulanacak. Geleceğe ilişkin ve kazancın henüz kesin olarak bilinemediği dönem için hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz işletilecek.
Dava sırasında tazminat amacıyla önceden ödeme yapılmışsa bu ödeme, yalnızca rakamsal tutarı üzerinden düşülmeyecek. Ödemenin yapıldığı tarihte toplam tazminatın ne kadarını karşıladığı hesaplanacak ve nihai tazminattan aynı oranda indirim yapılacak.
Geleceğe ilişkin tazminat bölümünde faizin olay tarihinden değil karar tarihinden başlatılması, özellikle uzun süren davalarda zarar görenin kaybının tam olarak karşılanamaması sonucunu doğurabilir. Düzenleme yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylar bakımından uygulanacak.
-Belirsiz alacak davası kaldırıldı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 107
Alacağın miktarının dava açıldığı sırada tam olarak hesaplanamadığı durumlarda başvurulan belirsiz alacak davası kaldırıldı.
Belirsiz alacak davası özellikle alacağın miktarının karşı tarafın elindeki belgeler, bilirkişi incelemesi veya yargılama sırasında ortaya çıkacak bilgilerle belirlenebildiği uyuşmazlıklarda kullanılıyordu. Davacı, başlangıçta belirleyebildiği asgari tutarı gösteriyor; gerçek miktar ortaya çıktığında talebini artırabiliyordu.
Yeni düzenlemeyle alacağını tam olarak belirleyemeyen kişiler de kısmi dava açmak zorunda kalacak. Bu değişiklik özellikle işçi alacakları, bedensel zararlar ve tazminat davalarında önem taşıyor.
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları eski kurallara göre görülmeye devam edecek.
-Kısmi davada talep yalnızca bir kez artırılabilecek
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 109
Kısmi dava, bir alacağın tamamı yerine yalnızca belirli bir bölümünün dava edilmesidir. Yeni düzenlemeye göre davacı, dava ettiği tutarı aynı dosyada ve tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırabilecek. Artırılan tutar yönünden zamanaşımı, talebin artırıldığı tarihte değil, davanın ilk açıldığı tarihte kesilmiş sayılacak. Böylece davacı, alacağın gerçek miktarı yargılama sırasında belirlendiğinde talebini artırabilecek.
Bununla birlikte dava açılırken talep edilmeyen bölüm için de zamanaşımının geçmişe etkili biçimde kesilmiş sayılması tartışmaya açıktır. Zamanaşımının normal olarak yalnızca dava veya takip konusu yapılan alacak bakımından kesilmesi karşısında bu düzenlemenin maddi hukuk kurallarıyla uyumu yargı kararlarıyla şekillenecektir.
Talebin yalnızca bir kez artırılabilecek olması da özellikle alacağın birkaç aşamada hesaplandığı karmaşık davalarda dikkat edilmesi gereken bir sınırlamadır.
-Duruşmalar arasındaki süre üç ayı geçemeyecek
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 147
Hukuk davalarında iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacak.
Bilirkişi incelemesinin uzaması, başka bir yerde tanık dinlenmesi veya delil toplanması gibi zorunlu durumlarda üç aydan daha uzun bir süre belirlenebilecek. Ancak hâkimin bu kararın gerekçesini dosyada açıklaması gerekecek.
Düzenleme, duruşmaların uzun aralıklarla yapılmasını ve davaların bu nedenle gereksiz yere uzamasını önlemeyi amaçlıyor. Kuralın etkili olabilmesi, mahkemelerin iş yükü ile bilirkişi ve personel kapasitesinin de bu süreye uygun olmasına bağlı olacak.
-Uzaktan duruşmalarda her işlem için el yazılı imza aranmayacak
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 149
Duruşmaya sesli ve görüntülü bağlantı yoluyla uzaktan katılan kişilerin yaptıkları her işlem için ayrıca el yazılı imza vermeleri gerekmeyecek. Ancak kişinin bir olayı kabul etmesi, yemin etmesi, davanın geri alınmasına onay vermesi, davadan vazgeçmesi, davayı kabul etmesi veya sulh olması gibi davanın sonucunu doğrudan etkileyen işlemlerde el yazılı imzaya ilişkin kurallar uygulanmaya devam edecek. Düzenleme 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
-Birleştirme kararı ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacak
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 166
Birbirleriyle bağlantılı iki dava farklı mahkemelerde görülüyorsa davaların tek dosyada görülmesine karar verilebilir.
Birleştirme kararının kesinleşmesinden sonra ilk davanın açıldığı mahkeme bu kararla bağlı olacak. Böylece mahkemeler arasında dosyanın hangi mahkemede görüleceği konusunda yeni bir uyuşmazlık çıkmasının önlenmesi amaçlanıyor.
-Davaların birleştirilmesi ve ayrılması kararlarına karşı başvuru yolu değişti
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 168
Aynı adliye çevresinde bulunan aynı görev ve düzeydeki hukuk mahkemelerinin verdiği birleştirme kararına karşı doğrudan istinaf başvurusu yapılabilecek.
İlk derece mahkemesinin davaları ayırma kararına karşı ise ancak dava sonunda verilen hükümle birlikte istinafa gidilebilecek. Bölge adliye mahkemesinin birleştirme veya ayırma kararları da ancak esas karar ile birlikte temyiz edilebilecek.
Birleştirme veya ayırma kararındaki hukuka aykırılık, tek başına hükmün kaldırılması veya bozulması için yeterli olmayacak.
-Bazı Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına temyiz yolu açıldı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 362
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusu yapıldığında bölge adliye mahkemesi, kararı kaldırarak dava hakkında yeni bir karar verebilir.
Yeni düzenlemeye göre bölge adliye mahkemesinin verdiği yeni kararın kabul veya reddedilen kısmı, kanunda belirlenen parasal sınırın üzerindeyse karar Yargıtay’da temyiz edilebilecek. Böylece ilk derece mahkemesinin kararı istinaf aşamasında değiştirilmişse bazı uyuşmazlıklarda Yargıtay denetimi mümkün olacak.
Ancak ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin kararları arasındaki parasal fark istinaf sınırını aşmıyorsa temyiz yoluna başvurulamayacak. Yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama giderleri hakkında verilen bazı kararlar da temyiz edilemeyecek.
Geçiş hükümleri
Yeni düzenlemeler, kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki işlemlere uygulanacak. Buna göre, daha önce ilan edilmiş icra ve vesayet satışları eski hükümlere göre tamamlanacak. İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülecek davalara ilişkin değişiklikler, yürürlük tarihinden sonra açılan davalarda; idari yargıda temyize ilişkin değişiklikler ise bu tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlarda uygulanacak.
Adli Tıp Kurumunda dört yıl veya daha uzun süredir görev yapanların görevi sona erecek; daha kısa süredir görev yapanlar kalan sürelerini tamamlayacak. Dolandırıcılık suçunda yalnızca hesabını veya IBAN’ını kullandıranlara ilişkin ceza indirimi, kanun yolu incelemesindeki bazı dosyaların yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesini sağlayacak. İnfaz aşamasındaki hükümlüler ise mağdurun zararını altı ay içinde tamamen gidermeleri hâlinde etkin pişmanlıktan yararlanabilecek.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresine ilişkin yeni kural, yürürlük tarihinden sonra teslim edilen dosyalarda uygulanacak. Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin yeni hesaplama yöntemi yalnızca yürürlük tarihinden sonra meydana gelen olayları kapsayacak. Daha önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükümlere göre görülmeye devam edecek.
Yürürlük
Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Danıştay’ın yapısına ilişkin düzenleme, 23 Temmuz 2026 tarihinden geçerli olmak üzere uygulandı.
Vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmaz mallarının elektronik ortamda satılması ile uzaktan duruşmalarda imza usulüne ilişkin değişiklikler 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin yeni hesaplama kuralları ise yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylar bakımından uygulanacak.
Sonuç
12’inci Yargı Paketi yalnızca yargılamaların hızlandırılmasına yönelik teknik değişiklikler getirmiyor. Kanun; bir davanın nasıl açılacağını, zamanaşımının ne zaman kesileceğini, tazminat ve faizlerin nasıl hesaplanacağını, kişisel verilerin ne kadar süre saklanacağını ve mahkeme kararlarına karşı hangi kanun yollarına başvurulabileceğini doğrudan etkiliyor.
Duruşma aralıklarının sınırlandırılması, elektronik satışların yaygınlaştırılması, kötü muamele niteliğindeki suçlarda HAGB’nin yasaklanması ve bazı kararların temyize açılması hak arama yollarını güçlendirebilecek değişikliklerdir. Buna karşılık belirsiz alacak davasının kaldırılması, kısmi davaya bağlanan zamanaşımı sonucu, geleceğe ilişkin tazminatlarda faizin karar tarihinden başlatılması ve bazı uyuşmazlıkların temyiz kapsamı dışında tutulması, uygulamada dikkatle izlenmesi gereken önemli tartışma alanları oluşturuyor.
TORBA ÖZET
7589 Sayılı Kanunla; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 114’üncü, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55’inci, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27’nci, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri Kanunu’nun 7’nci, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 ve 46’ncı, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 26’ncı, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10 ve 63’üncü, 3095 sayılı Kanun’un 1’inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444’üncü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158’inci, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80, 231, 247 ve 308’inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55’inci ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107, 109, 147, 149, 166, 168 ve 362’nci maddelerinde değişiklik yapıldı. Böylece toplam 13 ayrı kanunda yeni hükümler kabul edildi.
