Türkiye’nin 2026-2030 dönemindeki yapay zeka politikalarının çerçevesini belirleyen Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’na ilişkin 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Genelge ile yeni bir yapay zekâ mevzuatı veya doğrudan uygulanacak kapsamlı hukuki kurallar getirilmesinden ziyade, daha önce kamuoyuna açıklanan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nın uygulanmasına ilişkin kamu kurumlarının görev ve sorumlulukları idari düzeyde belirginleştiriliyor ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması amaçlanıyor. Nitekim 2026-2030 Eylem Planı 13 Haziran 2026’da kamuoyuna açıklanmıştı; 18 Ağustos tarihli Genelge ise plan kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarından kendilerine düşen görevleri yerine getirmelerini ve uygulama sürecinde ihtiyaç duyulacak desteği sağlamalarını istiyor.
Yeni plana neden ihtiyaç duyuldu?
Genelgenin temel gerekçesi, 2021-2025 dönemini kapsayan Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’nin uygulama döneminin sona ermesi ve yapay zekâ teknolojilerinin bu sürede ulaştığı yeni aşama olarak açıklanıyor.
2021’de yayımlanan Ulusal Yapay Zeka Stratejisi; insan kaynağından araştırma ve girişimciliğe, altyapıdan sosyoekonomik uyuma kadar uzanan 6 stratejik öncelik ve 119 tedbir üzerinden oluşturulmuştu. 2026’ya gelindiğinde ise yapay zekanın gelişme hızı ve kullanım alanlarının genişlemesi nedeniyle daha operasyonel ve belirli uygulama alanlarına odaklanan yeni bir eylem planına geçilmesi tercih edildi. Hazırlık sürecine ilişkin haberlerde de dünyada uzun dönemli strateji belgelerinden daha somut ve uygulamaya dönük eylem planlarına yönelme eğilimine dikkat çekilmişti.
Genelgede yapay zekanın artık yalnızca belirli teknoloji sektörlerini ilgilendiren bir alan olmadığı; küresel ekonomi, üretim modelleri, kamu hizmetleri ve toplumsal yapı üzerinde doğrudan etkili bir teknolojiye dönüştüğü kabul ediliyor. Bu çerçevede yeni dönemin öncelikleri teknolojik egemenlik, rekabet gücü, veri odaklı kalkınma, güvenilir yapay zekâ ve sürdürülebilir dijital dönüşüm olarak sıralanıyor.
Dolayısıyla Eylem Planı’nın hazırlanmasının arkasında yalnızca daha fazla yapay zeka uygulaması geliştirilmesi hedefi bulunmuyor. Veri, hesaplama kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, teknoloji üretimi ve yapay zekânın hangi kurallar çerçevesinde kullanılacağı da yeni dönemin temel politika alanları arasında yer alıyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da plan açıklanmadan önce yaptığı değerlendirmede yeni dönemin odaklarını insan kaynağı, hesaplama altyapıları, veri ekosistemi, sektörel uygulamalar ve yönetişim mekanizmaları olarak sıralamış; ayrıca veri egemenliği, yeni nesil model mimarileri ve yapay zeka ajanları gibi son dönemde öne çıkan alanlara dikkat çekmişti.
Yapay zeka eylem planında dört temel amaç
Yeni Eylem Planı “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olmak üzere dört temel eksen üzerine kuruluyor. Her eksende dört öncelikli eylem bulunuyor; böylece plan toplam 16 öncelikli eylem içeriyor.
Genelgede bu çerçevede yapay zeka farkındalığının artırılması, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi, veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesi, kamu ile özel sektörde yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılması ve uluslararası düzeyde rekabet edebilecek bir yapay zeka ekosistemi oluşturulması hedefleri sıralanıyor.
Planın kapsamı bu nedenle yalnızca teknoloji geliştiren şirketler veya kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Eğitim ve iş gücü politikalarından veri merkezlerine, kamu hizmetlerinden sanayi uygulamalarına, yerli yapay zekâ modellerinden güvenilir ve etik kullanım ilkelerine kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Veri ve hesaplama altyapısı neden öne çıkıyor?
Yeni dönemin belirgin özelliklerinden biri, yapay zeka politikasının yalnızca yazılım ve algoritma geliştirme meselesi olarak görülmemesi. Büyük yapay zeka modellerinin geliştirilmesi ve işletilmesi ciddi miktarda veri, yüksek işlem kapasitesi ve veri merkezi altyapısı gerektiriyor. Bu kaynaklara erişim aynı zamanda ülkeler ve şirketler arasındaki yapay zeka rekabetinin belirleyici unsurlarından biri haline gelmiş durumda.
Bu nedenle Eylem Planı’nda veri kaynaklarının yapay zeka çalışmalarına uygun hale getirilmesi, hesaplama kapasitesinin artırılması ve yerli modellerin geliştirilmesi ayrı politika alanları olarak ele alınıyor. AA’nın Eylem Planı’ndan aktardığı bilgilere göre Ulusal Veri Kütüphanesi ve güvenli veri alanları oluşturulması da planlanan çalışmalar arasında bulunuyor.
Güvenilir yapay zeka ve yönetişim
Genelgenin dikkat çeken bir diğer yönü, yapay zeka yatırımları ve ekonomik rekabet hedeflerinin yanında güvenilirlik, etik sorumluluk ve yönetişim kavramlarına da yer vermesi.
Bu yaklaşım, yapay zekanın kişisel veriler, ayrımcılık riski, algoritmik karar alma, istihdam, fikrî mülkiyet, siber güvenlik ve temel haklar üzerinde doğurduğu veya doğurabileceği etkilerin kamu politikası kapsamında ele alınacağını gösteriyor.
Ancak Genelge bu alanlarda doğrudan uygulanacak ayrıntılı hukuki kurallar belirlemiyor. Bu nedenle Eylem Planı ile yapay zekâ alanındaki olası mevzuat düzenlemelerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Genelge ve Eylem Planı esas olarak 2026-2030 döneminin politika hedeflerini, önceliklerini ve kamu idaresinin izleyeceği yol haritasını ortaya koyuyor.
Genelgenin işlevi ne?
18 Ağustos 2026 tarihli Genelgenin asıl önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Eylem Planı Haziran’da kamuoyuna açıklanmış olmakla birlikte, Genelge ile planın uygulanması kamu kurumları açısından kurumsal bir görev ve koordinasyon sürecine dönüştürülüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinatör kurum olarak belirlenirken, Eylem Planı kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarından kendi sorumluluklarını yerine getirmeleri ve uygulama için ihtiyaç duyulan destek ve yardımı sağlamaları isteniyor.
Bu yönüyle 2026/9 sayılı Genelge, Türkiye’nin önceki Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (2021-2025) döneminden Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) dönemine geçişini idari olarak tamamlayan belge niteliğinde.
Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olacak husus ise Eylem Planı’nda yer verilen hedeflerin hangi takvimle hayata geçirileceği, kamu kurumlarına hangi somut görevlerin verileceği, veri ve hesaplama altyapısı için ayrılacak kaynaklar ile güvenilir yapay zekâ, kişisel verilerin korunması, sorumluluk ve denetim gibi alanlarda nasıl bir hukuki çerçeve oluşturulacağı olacak.
