Türkiye Emisyon Ticaret Sisteminde piyasa kuralları belirlendi

21 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik, Türkiye’de karbon tahsisatlarının alınıp satılacağı organize piyasaların işleyişine ilişkin kuralları belirledi. 7552 sayılı İklim Kanunu ve 27 Ağustos 2026 tarihli Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile oluşturulan hukuki altyapı, yeni düzenlemeyle birlikte piyasa katılımı, tahsisat ticareti, kayıt, teminat, uzlaştırma ve ödeme mekanizmaları bakımından somutlaştırıldı.

Yönetmelik neyi düzenliyor, ne getiriyor?

Yönetmelik, hangi tesislerin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamına girdiğini veya emisyon izinlerinin koşullarını yeniden belirlemiyor; bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde kullanılacak tahsisatların ticaretine ve piyasa işlemlerine ilişkin kuralları düzenliyor.

ETS kapsamındaki tahsisatların ihale yoluyla satışını sağlayan birincil piyasa ile tahsisatların katılımcılar arasında alınıp satılacağı ikincil piyasaların işletilmesine ilişkin esaslar belirleniyor.

Piyasa işletmecisi EPİAŞ, tahsisatların ihracı, devri, iptali ve itfası için oluşturulan İşlem Kayıt Sisteminin (İKS) işletilmesinden de sorumlu olacak.

Birincil piyasada tahsisatlar ihale yoluyla satışa sunulacak. İkincil piyasada spot tahsisat ticareti yapılabilecek; vadeli tahsisat piyasasının kurulması ise ilave düzenlemelere bağlı olacak. Piyasa katılımcıları için kayıt ve hesap açma, katılım anlaşmaları, teminat bulundurma, uzlaştırma ve ödeme yükümlülükleri getiriliyor.

Ayrıca belirli koşullarda kullanılabilecek ek rezerv ve tamamlayıcı tahsisat fiyatı mekanizmaları düzenleniyor. Piyasanın mali güvenliği için temerrüt, teminatlara başvurulması ve işlem kısıtlamalarına ilişkin hükümler öngörülüyor.

Yönetmelik yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmekle birlikte, karbon piyasalarında gerçek işlemlerin başlaması ayrıca belirlenecek uygulama takvimine bağlı. Piyasalar faaliyete geçinceye kadar gerçek teslim, ödeme ve faturalama yükümlülüğü doğurmayan sanal uygulama yapılacak.

Hukuki etkileri neler?

Yeni düzenleme, karbon tahsisatlarını kayden izlenen ve ekonomik değere sahip bir emisyon hakkı olarak ticari işlemlerin konusu haline getiriyor. Bununla birlikte tahsisatlara yönelik özel tasarruf sınırlamaları bulunuyor. Özellikle tahsisatların teminat sözleşmelerine konu edilememesi ve teslim yükümlülüğüne konu ücretsiz tahsisatlar bakımından getirilen haciz sınırlaması önem taşıyor.

Piyasa işlemlerinin kısa sürelerde kesinleşmesi, işlem onaylarına itirazların belirli sürelere bağlanması ve temerrüt halinde piyasa faaliyetlerinin kısıtlanabilmesi, şirketlerin hukuki ve mali risklerini artırabilecek nitelikte.

İlerideki uygulamada tahsisatların hukuki niteliği, sözleşmesel sorumluluklar, Piyasa İşletmecisinin yetki sınırları ve hukuki başvuru yolları önemli uyuşmazlık alanları oluşturabilir.

Şirketler ve sektörler nasıl etkilenecek?

ETS, karbon emisyonlarını şirketlerin maliyet ve yatırım kararlarında dikkate alması gereken bir unsura dönüştürecek.

Özellikle elektrik üretimi, demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, rafineri ve diğer enerji yoğun sektörlerde tahsisat ihtiyacı; üretim maliyetlerini, ürün fiyatlandırmasını, yatırım fizibilitesini ve finansman planlamasını etkileyebilir.

Şirketlerin emisyonlarını doğru ölçmesi ve doğrulatması, tahsisat ihtiyaçlarını öngörmesi, nakit ve teminat yönetimini planlaması gerekecek. Uzun vadeli ticari sözleşmelerde karbon maliyetinin hangi tarafa ait olacağı ve maliyet artışlarının fiyatlara nasıl yansıtılacağı da önem kazanacak.

AB’ye ihracat yapan şirketler bakımından Türkiye’de fiilen ödenen karbon maliyetinin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında dikkate alınabilmesi özellikle önemli. Bununla birlikte Türkiye ETS kapsamına girmek, AB’deki CBAM yükümlülüklerinden otomatik muafiyet sağlamıyor.

Türkiye ETS, AB Emisyon Ticaret Sistemiyle ne ölçüde uyumlu?

Türkiye ETS, temel piyasa mimarisi bakımından Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) ile benzerlik gösteriyor. Tahsisatların ihale yoluyla dağıtılması, ikincil piyasada işlem görmesi, elektronik kayıt sistemleri ve piyasa gözetimi bu benzerliklerin başlıcaları.

Bununla birlikte Türkiye sisteminde özellikle vadeli karbon piyasasının işleyişi, finansal riskten korunma araçları, tahsisatların sermaye piyasası hukukuyla ilişkisi, uzun vadeli fiyat istikrarı ve piyasa gözetimi alanlarında geliştirilmesi gereken mekanizmalar bulunuyor. Türkiye ETS ile EU ETS arasında tahsisatların karşılıklı tanınmasını veya sistemlerin doğrudan bağlanmasını sağlayan bir mekanizma da henüz kurulmuş değil.

Genel değerlendirme

21 Ekim 2026 tarihli Yönetmelik, Türkiye’de karbon piyasasının faaliyete geçmesi bakımından önemli bir düzenleyici aşama oluşturuyor. Bununla birlikte sistemin başarısı; güvenilir ve öngörülebilir bir karbon fiyatının oluşmasına, piyasa likiditesinin sağlanmasına, etkili gözetim mekanizmalarının kurulmasına ve emisyon azaltım yatırımlarının teşvik edilmesine bağlı olacak.

Şirketler bakımından ETS artık yalnızca çevresel uyum meselesi değil; ticari sözleşmeleri, üretim maliyetlerini, finansmanı, rekabet gücünü ve yatırım stratejilerini etkileyen yeni bir hukuki ve ekonomik risk alanı.


Yönetmeliğin tahsisatların hukuki niteliği, piyasa işletmecisinin sorumluluğu, teminat ve temerrüt hükümleri, ticari sözleşmelere etkileri ile Avrupa Birliği emisyon ticaret sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) bakımından sonuçlarını başka bir yazıda ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.


21 Ekim 2026 tarihli Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Piyasasının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik